Hüzünlü bir yaşam: Dolores O’Riordan

15 Ocak 2018 gecesi X Kuşağının kahramanlarından biri daha sahneden indi. 13 yıl Cranberries grubunun yüzü ve sesi olan Dolores Mary Eileen O’Riordan, Londra’da kayıt esnasında hayata gözlerini yumdu. Onun Limerick aksanlı, yodel yorumuyla renklendirdiği Mezzo-Soprano sesi Zombie, Promises, Linger, Animal Instinct gibi efsaneleşen şarkılarla sonsuza dek kulaklarda yankılanacak.

1971 yılında yedi çocuğun en küçüğü olarak İrlanda’da dünyaya geldi. İsmi Dolores, Meryem Ana’nın çektiği acıları sembolize eden La Virgen María de los Dolores söz öbeğinden geliyor ve aynı zamanda hüzün kelimesinin eşanlamlısı. Hayatı da ismiyle benzer bir seyir izlemiş gibi sanki. Sekiz yaşında, dört yıl boyunca cinsel tacize uğradı ve bu yüzden anoreksiya geçirdi.

Cranberries kariyeri 1990 yılında katıldığı seçmelerden zaferle ayrıldığında başladı. Grup, çıkardığı efsane albümler Everybody Else Is Doing It, So Why Can’t We? (1993)No Need to Argue (1994), To the Faithful Departed (1996), Bury the Hatchet (1999) ve Wake Up and Smell the Coffee (2001) sayesinde 90’lar ve 2000’lerin başına damgasını vurmayı başardı. Bu başarıda en büyük pay da kısacık kesilmiş sarı saçlarıyla bir stil ve müzik ikonu haline gelmiş O’Riordan’a aitti.

BİR NİKAH, BİR BOŞANMA

dOLORES LEAVİNG iRELAND

Dolores, 1994 yılında Duran Duran’ın turne organizatörü Don Burton ile evlendi. Henüz üç çocuğundan ilkine hamileyken eşini barda başka bir kadınla gördü ve Delilah’ı bu olayın üzerine yazdı. Bu sorunlu başlayan evlilik yine de 20 yıl sürdü, ancak bu kadar uzun süren bir beraberliği sonlandırmak onun için kolay olmadı. O’Riordan’ın boşandıktan sonraki hayatı da ismi ile benzer bir şekilde devam etti. New York – Shannon uçuşu esnasında görevlilere ve polislere saldırdı, çıkarıldığı mahkemede boşanma sonrası otel hayatının onu bunalttığını söyleyerek özür diledi. Sonrasında yıllardır Bipolar olduğunu, bu ciddi rahatsızlıkla mücadele ettiğini ve 2013 yılında intihara teşebbüs ettiğini itiraf etti.

Dolores O’Riordan özellikle Cranberries’in No Need To Argue albümüyle şimdilerin orta yaşlı X jenerasyonunun gençlik yıllarına damgasını vurmuştu. Ölümü yıllardır kanserle mücadele eden David Bowie, ya da AIDS’e kurban verdiğimiz Freddie Mercury kadar acı bir etki bıraktı. 46 yıl onun bizde bıraktığı izle kıyaslandığında çok kısaymış gibi geliyor.

Sözlerimizi en iyi parçalarından biriyle sonlandıralım: Promises

Maybe we should burn the house down
Have ourselves another fight
Leave the cobwebs in the closet
‘Cause tearing them out is just not right

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir