Satoshi Nakamoto’nun saadet zinciri: Bitcoin…

Bugünlerde kahvehanelerde, berber dükkânlarında, otobüste, vapurda, dolmuşta Bitcoin konuşuluyor. Terminallerde, Havaalanlarında, Otogarlarda Bitcoin konuşuluyor. Beş bin Dolar oldu, durmadı On Bin, durmadı, On Beş Bin dur durak yok… Bitcoin hedefine adeta ayı tarafından kovalanan Elvan Abeylegesse gibi koşuyor. Sendelediğinde hemen sonunda balonu patladı yorumları geliyor. Bitcoin muhabbeti sanki hiç bitmeyecek gibi; genç baba oğlunun ilk kelimelerini videoya alırken Anne’den sonraki ilk sözler “Baba keşke vaktinde birkaç tane kenara atsaydın” oluyor. Kripto Para’ların değer değişimini Cep Aplikasyonlarından gelen bildirimlerden daha hızlı öğreniyoruz. Çünkü ıslak çamaşırları asmak için balkona çıktığınızda karşı komşu sesleniyor: “Duydun mu? On Sekiz Bin olmuş…”

Şaşırtıcı mı? Değil. Türkiye benzer senaryoları birkaç yıllık döngülerle sürekli yaşıyor zaten. Doksanlarda Bankerlere, İki Binlerde Kenan Seranoğlu’na, sonra Jet Fadıl’a aynı iştahla yatırım yaptık. Yaşadıklarını Emin Çölaşan’a Yalçın Nereye Koşuyor isimli kitapta anlatan Banker Yalçın, “Ben ödeyemeyeceğim faizlerle para toplayıp,  güzel arabalar alıp güzel kadınlarla harcadıkça işler iyi gidiyor diye daha da iştahlanıyorlardı. Ben de durum ne kadar kötüyse o kadar çok para harcıyordum” diye anlatıyor o günleri. Bitcoin’den birileri para kazandıkça biz daha da iştahlanıyoruz. Sanki bizim cebimizdeki para katlanarak artıyormuş gibi.

Pek çok köşe yazarı aksini söylese de saadet zincirinin bugün halkası Bitcoin gibi görünüyor. En azından şu anki haliyle. Bu Bitcoin’den para kazanılamayacağı anlamına gelmiyor, aksine doğru zamanlamayla al-sat yapanlar gayet iyi para kazandılar ve kazanıyorlar. Ancak şu anki haliyle kazancı kadar riski de çok büyük yeni gözdemiz Kripto Para’nın. Peki nedir bu Bitcoin? Riskleri nelerdir?

Bitcoin 2009 yılında gerçek kimliği hala bilinmeyen Satoshi Nakamoto isimli bir şahıs tarafından yaratılan Dijital Para Birimi. Merkezi otoritenin kontrolündeki paraların aksine çevrimiçi işlemlerde çok daha düşük ücretlerle transfer edilebiliyor. Pazardaki tüm Bitcoin’lerin değeri 7 Milyar Dolar’a ulaşmış durumda. Tamamı matematiksel şifreli algoritmalarla korunuyor.

Bitcoin üretmek karlı ancak son derece meşakkatli bir iş. Bilgisayarınızın işlemcisini kullanarak zor bir puzzle’ı çözüyor ve Blockchain için yeni bir “blok” oluşturuyorsunuz. Bahsi geçen puzzle’ı çözmek her defasında daha da zorlaşıyor. Yirmi Birinci Blok’u oluşturmak için gereken efor, ilk Blok için gösterilenin dört milyar katından fazla. Bu da bir fabrikanın aylık elektrik harcamasından daha büyük bir elektrik maliyetine sahip olacağınız anlamına geliyor. Hatta bu hafta çıkan bir haberde kaçak elektrik kullanımının yoğun olduğu şehirlerimizden birinde kaçak elektrikle Bitcoin üreten bir çeteye suçüstü yapıldı.

Gelelim bu işin risklerine…

Bitcoin geleneksel yatırım araçlarından farklı çünkü arz olunan bir “hisse” söz konusu değil. Çoğu insan Kripto Para’ya yatırım amaçlı yaklaşıyor, dolaşımdaki bir paraymış gibi davranmıyor. Dolayısıyla örneğin Amerikan Doları’nın aksine değerini etkileyebilecek spekülasyonlara karşı son derece hassas. Henüz sekiz yıllık geçmişiyle kendisine saygınlık sağlayacak güven verici bir tarihçesi bulunmuyor. Hatta 2014 yılında tek bir günde %80 değer kaybettiğini de söyleyelim. Herhangi bir Devletin düzenleyici etkisinin altında olmadığından kara para aklamada, Karaborsada, vergi kaçırma ya da benzeri yasadışı aktivitelerde kullanılma riski, dolayısıyla kısıtlanma, yasaklanma riski var.

Paranın sahtesi olduğu gibi Bitcoin’lerin de sahtesini satın almanız mümkün, üstelik elinizde sadece benzersiz bir kod olduğundan ışığa tutarak Atatürk siluetini ya da gümüş şeridi ayırt etmeniz mümkün değil. Tamamen dijital bir sistemin parçası olduğundan Hacker’ların, Malware’lerin tehdidi altında. Bilgisayarınıza ulaşan becerikli ama kötü niyetli biri encryption key’leri çalarak çil çil Bitcoin’lerinizi kendi hesabına geçirebilir. Hatta bunu önlemek için bu kod’ları kağıtlara yazarak gerçek cüzdanında taşıyanlar dahi var. Bitcoin transfer işlemleri geri döndürülemiyor, onlardan vazgeçilemiyor. Hırsızlık, dolandırıcılık, kripto-kalpazanlık mağduru olduğunuzda Devlet güvencesi altında olmadığından derdinizi anlatabileceğiniz bir Mavi Masa yok. Bitcoin’leri sigortalatmak da mümkün değil.

Dolayısıyla mevcut haliyle, değeri spekülasyonlarla ve sizden önce sisteme katılarak para kazanmış olan insanların deneyimleriyle artan, dolaşımda olmayan, iskambil kağıtlarından yapılan bir kuleyi andırıyor.

PONZI VE BITCOIN

Amerikalı Genç girişimci Charles Ponzi 1920 yılında posta pullarını kullanarak arbitraj karı elde ettiğini sağda solda anlatmaya başlamış. Kısa sürede çok yüksek karlarla geri dönüş sağlayacağı vaadini sunarak yedi ayda 10.000 yatırımcıya senet imzalatmayı başarmış. Ancak bu tarz organizasyonlarda ödemeleri karşılayabilmek için hızlı para akışı gerekir, çünkü gerçek anlamda kar getiren bir yapı olmadığından ödemeler yeni üyelerin katkıları ile finanse edilir. Ponzi’ninki de para akışı yavaşladığı anda çökmüş.

Tüm saadet zincirleri bu temele dayanır. Ortada geçmişi taze, hızlı para kazandıran bir yatırım imkanı bulunur, bu yatırıma ikna olanların parasıyla büyür. Çökme emaresi gösterip ilk ödemeler aksadığında da sisteme son giren kullanıcıların paralarını da yutarak ortadan kalkar. Bitcoin’in bu benzerlikten sıyrılabilmesi için yaşlanması, yasal denetime tabi olması ve makul karlar sunması gerekiyor. Bu şartları karşıladığında da riskiyle beraber kazancını da kaybedecek, albenisi kalmayacaktır.

Yedi yıl gibi bir süre zarfında 0,39 $’dan 19.000 $’a uzanan, spekülasyonlara açık, inişli çıkışlı bir değer grafiği söz konusu olunca müthiş hikâyeler de çıkıyor ortaya. 22 Mayıs 2010 yılında Hanyecz isimli bir adam kendisine  pizza söylemesi karşılığında İngiliz’in birine 10.000 Bitcoin ödemiş. Bu işlem tarihin Bitcoin ile yapılan ilk alışverişi olarak kabul ediliyor. James Howells isimli bir gariban 7.500 Bitcoin içeren ve yedeğini almadığı bir hard drive’ı yanlışlıkla çöpe atmış. Günlerdir şehir çöplüğünde cihazını arıyormuş. Kristoffer Koch isimli bir Norveçli 27 $’a aldığı 5.000 Bitcoin’i 2013 yılının Ekim ayında denk geldiği haberlerle hatırlamış ve paraya çevirerek kendisine bir apartman almış. (Bkz: Kapıcılar Kralı Sequel)

Bizlerse sanki 1.000 $’ı gördüğü gün satmayacakmışız gibi Bitcoin yatırımcılarına öykünüyoruz. Gerçekçi olalım, bu şahıslar aldıkları riskin karşılığında yüksek kar elde ettiler ve batmaya mahkum bir yatırıma giriyor olma ihtimalleri de yüksekti. Eğer Bitcoin piyasasına girmeyi planlıyorsanız uzman görüşlerini tekrarlayalım; üzüleceğiniz miktarları yatırmayın ve Ponzi’ye yatırım yapan son enayiler gibi olmadığınızdan emin olun. Yatırım tavsiyesi değil, tarih dersi.

 

“Satoshi Nakamoto’nun saadet zinciri: Bitcoin…” için bir cevap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir