Siyah Ayna Söyle Bana: Black Mirror 4. Sezon

Beyaz zemin üzerine kırmızı Netflix logosundan sonra ekran kararıyor ve Netflix Orijinal Dizisi yazısı beliriyor. Sonrasında teknolojiyle az biraz haşır neşir olan herkesin nefret ettiği, bağlantının yavaş olduğunu, video’nun devamının yüklendiğini ifade eden yuvarlak dönmeye başlıyor. Black Mirror kelime öbeğinin harfleri belirirken, titremeye başlayan ekranda bir çatlak oluşuyor ve o anda aslında kırık bir Cep Telefonu ekranına baktığınızı, Black Mirror’un aslında ekrana bakan kendi yüzünüzü yansıttığını anlıyorsunuz. Bu intro inanın boşuna yapılmış değil.

Dijital Çağın Alacakaranlık Kuşağı, İngiliz Bilim-Kurgu Draması Black Mirror iyi kurguya hasret kaldığımız bugünlerde bir kez daha imdadımıza yetişti. Sosyal Medya’nın dikkat sürelerimizi saatlerden dakikalara indirdiği, kaliteli yaşamlarını pazarlamak için birbirini ezen instagramkoliklerin, Kliktvistlerin altın çağında teknoloji öyle baş döndürücü bir hızla ilerliyor ki on yıl içinde gündelik hayatımızın neye benzeyebileceği hakkında hiçbir fikrimiz yok. Ama her şey Black Mirror’un tasvir ettiği gibi olacaksa işimiz var.

Black Mirror evreni bilindik Bilim Kurgu yapımlarının aksine şu an için ütopik görünen uçan kaykaylar, alüminyum folyo kıyafetlerle ya da uzay aracını anımsatan arabalarla bezeli değil. Şu anda geliştirilen, gelişim aşamasında olan teknoloji, buluş ve araçların sosyal hayata, ilişkilere etkisi ile insan denilen memeli hayvanın zihinsel kodunu nasıl etkilediği işleniyor. Black Mirror evreninde Sosyal Medya gündelik hayatta daha belirleyici (S1E1: The National Anthem, S3E1: The Nosedive, S2E2: The Waldo Moment, S3E6: Hated in the Nation), televizyon yine bir aptal kutusu ve bizde O Ses Türkiye ismiyle yayınlanan The Voice benzeri yarışmalarla umut sömürüsü ve kalabalıkların tatmini üzerinden besleniyor (S1E2: Fifteen Million Merits, S2E2: White Bear), Big Data ve Nanoteknoloji ürünü, insanın tüm geçmişini ve anılarını kaydeden, algısını değiştiren çipler var (S1E3: The Entire History of You, S3E5: Men Against Fire), AI ve zihni bedenden ayıran teknolojiler geliştirilmiş (S2E1: Be Right Back, S2 E4: White Christmas, S3E4: San Junipero), Sanal Gerçeklik (S3E2: Playtest), Ağ’da güvenlik (S3E3, Shut Up and Dance) gibi paranoyaya son derece açık konular işleniyor.

İlk üç sezonun en iyilerini özetlemem gerekirse The Entire History of you ve White Christmas’ı sayabilirim.

Entire History of you, tüm anıları kaydeden çiplerin kadın erkek ilişkilerini nasıl etkileyeceği üzerine muazzam bir simülasyon yapıyor. Ne yıllar önce söylenen beyaz yalanlar, ne eski ilişkiler güvende. İşin kötüsü gündelik hayat içinde kaçırdığınız pek çok detayı tekrar tekrar izleme fırsatı bir lütuf mu yoksa lanet mi? Bu bölümde oyunculuk inanılmaz, Liam’ı oynayan Toby Kebbel ile eşini oynayan Jodie Whittaker jest ve mimiklerini harika kullanıyorlar. Bu arada Whittaker’ı Doctor Who’nun yeni sezonunda başrolde izleyeceğimizi de hatırlatalım.

White Christmas, DARPA’nın yani Amerika Birleşik Devletleri’nin Savunma Araştırma Proje Üssü’nün Avatar projesinden esinlenerek yapılmış bir bölüm. Yani ana teması insan zihninin (Beyninin) bedenden ayrılıp başka bir cisme aktarılması ile ilgili.  İç içe geçen üç hikâyeden ilkinde kahramanımız asosyal bir gencin beynine uzaktan bağlanarak ona taktikler veriyor, ikincisinde insanlara kendi zihinlerini kopyalayıp bir eşyanın içine yerleştirme ve ortak deneyimler sayesinde mükemmel bir asistan yaratabilme şansı veriliyor, üçüncüsünde ise gerçek hayatta sevdiği kadın tarafından bloklanan bir gencin hikayesi anlatılıyor. Bu üç hikaye muhteşem bir şekilde birbirine bağlanıp inanılmaz bir twistle sonlanıyor. Hayatımda izlediğim en iyi kurgu yapıt desem abartmış olmam.

YA 4. SEZON?

Yeni sezon ise izleyicileri ikiye bölmüş durumda. Bir kısım beklentilerinin karşılandığını söylerken diğerleri klasik Black Mirror kalitesi ve çizgisinden uzaklaşıldığı görüşünde. Benim görüşüm iki gruba da aynı mesafede: Black Mirror kalitesi ve çizgisinden uzaklaşıldığını düşünmekle beraber beklentim karşılandı.

Genel görüş Black Museum’un en iyi bölüm olduğu şeklinde, bu bölümü üç hikayenin anlatıldığı White Christmas ile karşılaştırıyorlar ancak ben Black Museum’da işlenen hikayelerden sadece birini beğendim. Hang the DJ ve USS Callister vasatın üzerinde bölümlerdi, Arkangel ve Crocodile ise yavan anlatımı ile zor izlendi. Çoğunluğun aksine Metalhead’i beğenen taraftayım. Özetle yeni sezonda Entire History of You ya da White Christmas kalitesini bulamadım ama bir yere kadar tatmin ediciydi. Senaryolar ilk üç sezonda olduğu gibi çarpıcı olsaydı, Black Mirror’un kötü son’larına sadık kalınsaydı muhtemelen genel beğeni çok daha artardı.

Black Mirror Beşinci sezon ne zaman gelir bilemem ama elde malzemenin çok olduğu kesin: Kripto Paralar, Deep web, AI ve VR üzerine söylenecek ve tecrübe edilecek çok şey var. Her yeni buluş insanı değiştiriyor, dönüştürüyor. Sosyal Medya ile beraber yemeğimizi fotoğraflayıp, günümüzü video’ya çekiyoruz. Sosyal Medya hesaplarından para kazanan milyonerler türedi ve yaşam tarzı artık pazarlanabilen bir mala, meta’ya dönüştü. Vblogger’lık bir meslek, firmalar Sosyal Medya Uzmanı ilanları çıkıyor.

İnsanın özü değişiyor, Kara Ayna’ya bakmaya devam ettiğimiz sürece on yıl sonra neye dönüşeceğimizi kimse bilemiyor. Aynen Internet’in bizi bugünlere taşıyacağını kimsenin bilemediği gibi. Black Mirror’u izleyin; muhtemelen on beş yıl sonra bugünleri ne güzel anlatmış diyeceğimiz bir yapıt haline gelecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir