Survival of the fittest: Yeni meslek dünyası

Bir yanda Linkedin’de iş hayatına atılma sürecinde yaşadıkları zorluklardan, işverenlerin sunduğu çalışma şartlarından, olumsuz mülakat tecrübelerinden şikâyet eden pek çok yeni mezun; diğer tarafta Twitter ya da Facebook’ta sürekli atanma sorunlarıyla ilgili hashtag’leri dolduran öğretmen adayları. Geleceğe ne kadar hazırız? Kariyer planlamamızı ne kadar doğru yapıyoruz? Üniversite mezunu olmak iş bulma garantisine sahip olma anlamına geliyor mu? Konuyu genişletirsek iş dünyasını nasıl bir gelecek bekliyor? Bu soruları kendi görüşlerime dayanarak yanıtlamak isterim.

1864 yılında İngiliz Filozof Herbert Spencer, Biyoloji İlkeleri isimli eserinde “En iyi uyum sağlayanın hayatta kalması” üzerine söylemlerde bulundu. Daha sonra Sosyal Darwinizm’in ve evrimin temel taşlarından birini de oluşturacak bu görüşün hala bugünün ve geleceğin yaşamını şekillendirdiği söylenebilir. 1975 yılında Kodak’ın bence dahi mühendislerinden biri olan Steve Sasson, Dijital Fotoğraf makinelerinin atasını icat etti. Dönemin yöneticilerine eserini gösterdiğinde aldığı tepki, “A süpermiş, neyse sen bunu sağda solda anlatma” şeklinde oldu. Bunun en önemli sebebi Kodak’ın film bazlı pazarlama stratejisiydi. Yani fotoğraf filmi satışlarından elde ettikleri gelirin tehlikeye gireceğinden endişelendiklerinden bir süre bu teknolojiye sırt çevirdiler. İkincil sebep ise insanların fotoğraflarını kâğıda basılmış şekilde değil, dijital ekranda görmek isteyebileceğini düşünememeleriydi. Yani Instagram çağını öngörmeyi başaramadılar. 80’lerin başında Sony Dijital Makineler için ilk adımları attığında Kodak sahip olduğu avantajı kaybetti ve bu durum onları iflasa götüren sürecin ilk adımı oldu. Elindeki patentleri satarak hayata tutunmaya çalışan ve bugünlerde Akıllı Telefonlarla Kripto Para piyasasına bel bağlayan Kodak’ın hikâyesini Forbes dergisindeki şu yazıdan okuyabilirsiniz. Kodak’ın hikâyesinde bizi ilgilendiren taraf 2020’lere nasıl hazırlanmamız gerektiğine dair önemli bir örnek teşkil etmesi.

Artık üniversite mezuniyetinin iş garantisi anlamına geldiği 70’ler ya da 80’lerde değiliz. 1980 yılında Türkiye’de toplam 19 Üniversite vardı ve doğal olarak mezunların tamamı iş bulabiliyordu. Şu anda 2017 yılı itibariyle 186 Üniversite mevcut ve şu an 7 Milyon 300 Bin kişi öğrenim görüyor. Dolayısıyla artık eğitim değil, alınan eğitimin kalitesi ve öğrencinin bu eğitimin üzerine hangi yetkinlikleri koyduğu büyük önem taşımaya başladı. Yani Herbert Spencer’ın öngörüsü hala geçerli, Kodak’ın yapamadığını yapmalı, yeni dünyaya uyum sağlamalı ve kendimizi “evrimleştirmeliyiz.”

Dijital Yeni Dünya

internet
İlk internet makalelerinden

27 yıl önce bugünlerde, 14 Şubat 1991 yılına ait Yeni Asır gazetesinde Prof. Dr. Oğuz Manas’ın muazzam öngörüleri yer alıyordu: “Bilgisayarlar yardımıyla koltuğumuzdan kıpırdamadan alışverişimizi yapacağımız günler pek uzakta değil,” diyordu Manas, “artık rezervasyonlar bilgisayarla yapılacak, hatta hırsızlar mesleklerini icra etmek için bilgisayarları kullanacak” diyordu. Bu konulara dair yazılarım şunlardı: Aliexpress üzerine,  Unutulmaz Hack Olayları ve Bitcoin

Endüstri 4.0 ile beraber çok kazandıran meslekler sıralaması ve mesleklerin ortalama kazançları ciddi anlamda değişti. Tıp ve Hukuk okumak eski dünyada ortalamanın üzerinde bir kazanca sahip olmak için yeterliyken artık Doktor ve Avukatlar arasında da elitler yüksek kazanca sahipken yetkinliklerini geliştiremeyenler kendilerini büyük bir rekabetin içinde buluyor, sıkça ortadan kayboluyorlar. Sadece eski meslekler evrimleşmedi, yenileri de ortaya çıktı üstelik hepsi Blockchain Mühendisliği gibi prestijli değil. Sosyal Medya Uzmanları ile Vlogger’lar, Twitter Fenomenleri ortalıkta fink atıyor ve pek çok insan sosyal medya hesaplarında viral reklamlara yer vererek para kazanıyor. Eğer bu durumu hala yadırgıyorsanız zamanın gerisinde kalıyorsunuz demektir.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Geleceğin Meslekleri raporuna göre bu yıl ilkokula başlayacak çocukların %65’i henüz var olmayan mesleklerde çalışacaklar. 2020’de 1 Milyon yeni iş ortaya çıkacak ve bu işler bilgisayar, matematik, mühendislik ekseninde olacak. Yani teknolojiye uzaksanız ve eğitiminizle yetkinlikleriniz sadece Sosyal Bilimlerle kısıtlıysa, çok yetenekli değilseniz kendinizi çok büyük bir rekabetin içinde bulmanız olası.

Özetle, toparlamam gerekirse, yeni mezunların önümüzdeki on yıl, hatta yirmi, otuz yıl işverenlerin neyi isteyeceğini çok iyi öngörüp yetkinliklerini bu taleplere göre artırmaları çok kritik. Gelecek, sosyal yeteneği gelişmiş, pazarlamayı bilen mühendislere ait olacak. Eğer bu sene okuldan mezun olan milyonlarca öğretmen adayından biriyseniz ve analitik düşünceye uzaksanız kendinizi işsizliğe hazırlasanız iyi olur.  Sizi diğer mezunlardan ayıran çok net özellikleriniz varsa ve bunları pazarlayabiliyorsanız parlak bir kariyer sizi bekliyor olabilir. Son paragrafta çalışma alanını değiştirin sonuç hep aynı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir